Çölyak Hastalığı Nedir? Neden Gluten Herkese Zarar Vermiyor?
ÇÖLYAK NEDİR?
Çölyak Nedir?
Çölyak diyince aklınıza gelen ilk şey şüphesiz glütene karşı alerjidir. Elbette yakın arkadaşlarınız veya tanıdığınız arasında glüten tüketemiyorum çünkü ishal yapıyor karın ağrısı ve şişkinlik yapıyor diyenler vardır. Zaten halk arasında da çölyak böyle biliniyor. Glütene karşı hassasiyet. Peki hi
ç düşündünüz mü? bu glüten dediğimiz ne? vücut neden bu glütene karşı alerjik reaksiyonlar veriyor. Neden ishal oluyoruz? Neden ölümcül olabiliyor? Çölyak hastaları neden glütensiz beslenmek zorunda? İşte bu videoda bu sorulara cevap alacağız. Çölyak hastalığının derinine bilimsel bir bakış açısı atacağız.
Çölyak Tanısı Nasıl Konuyor?
Kısa bir tanımla çölyağı şöyle özetlemek mümkün. Vücudumuzun glütene karşı gösterdiği alerjik reaksiyon. Gluten ise hepimizin bildiği hamura elastikiyet ve yapışkanlığı veren proteinin adıdır. Gluteni oluşturan glütenin ve gliadin olmak üzere iki protein vardır. Gluten normal şartlarda insana zarar vermezken, tüketilmesinde herhangi bir sakınca olmazken çölyak hastalarında durum böyle değil. Çölyak hastaları glüten içeren bir gıda tükettiklerinde yaygın semptomlar olarak uyuşukluk ve ishal görülür. Diğer semptomlar arasında ise gastrointestinal semptomlar, karın şişliği, rahatsızlık veya ağrı, kusma ve kabızlıktır. Çocuklarda ise gelişme geriliği, yetişkinlerde ise anlamsız derecede açıklanamayan kilo kayıpları glütene karşı hassasiyetin sonucudur. Çölyak hastalığının diğer semptomları ise ağızda aftöz ülserler, demir eksikliği anemisi,kronik baş ağrısı ataksi, yani uzuvlarda istemsiz kas hareketleridir. Eğer çölyak hastalığı erkenden farkedilip tedaviye başlanmazsa ölüme kadar gidebilecek kadar tehlikelidir. Çölyak hastalığına tanı koymada 2 yol izlenir. İlki bağırsak mukozasından biyopsi örneği almak, İkincisi ve daha kolay olanı ise lökosit antijeni yani HLA'a yönelik bir testtir. HLA testi ile biyopsiye gerek kalmadan çölyak hastalığı varlığı hakkında kesin tanı konulabiliyor.
Çölyak Hastalarında Neden Bağırsaktan Biyopsi Örneği Alınıyor?
Normalde sağlıklı insan bağırsağı soldaki görseldeki gibi görünürken, glütene karşı hassasiyeti olan bir bireyin bağırsakları ise sağdaki gibi görünüyor. Glutenin sebep olduğu olaylar zincirini bu iki görsel yeterince özetliyor değil mi?
![]() |
Sağlıklı Ve Sağlıksız Bağırsak Yüzeyi Karşılaştırması |
![]() |
| Çöyak Hastasının Bağırsak Yüzeyi(Villuslar) |
Gelin size vücudumuzun kendi kendine verdiği zararı hızlıca anlatayım. Video başında da bahsettiğim gibi gluten salında zararsız bir protein. Ancak glütene karşı alerjisi olan insanlarda durum böyle değil. Normalde sağlıklı insan bağırsaklarında villus denilen girinti çıkıntılar bulunur. Kısaca bu girinti çıkıntılar bağırsaklardaki vitamin ve minerallerin emiliminden sorumludur. Glütene karşı hassasiyeti olan bireylerde ise bağırsaklardaki villusların sayısı azalmış ve bağırsak yüzeyleri sağlıklı insanlara göre daha düzdür. Normalde bu bireylerin de bağırsaklarındaki villuslar girintili çıkıntılı olmalıyken gluten hassasiyeti sebebiyle bu girinti çıkıntılar zamanla eriyor ve bağırsak düzleşmeye başlıyor. Bunun çok önemli bir sebebi var ki o da şudur. Zararsız bir protein olan gluten emilmek için villuslara geldiğinde vücudumuzun bağışıklık sistemi bu proteini bir tehtid olarak algılayıp oraya antikorlar gönderiyor ve glütene karşı savaş başlatıyor. Vücudumuzun en büyük ve en başarılı savaş stratejisi olan iltihap oluşturma ne yazık ki burda işe yaramıyor ve kendi kendine zarar veriyor. İltihap oluşturma başarılı dememdeki sebep şu. Yanlış anlaşılsın istemiyorum. Elinize kıymık battığında kıymığın battığı yer kızarır, şişer ve kıymığın etrafı iltihaplanır. Kıymık ise bu iltihabın arasında kalır ve diğer dokuların şişmesiyle baskı altında kalarak sıvı içerinde çıkabileceği en kolay nokta olan yüzeye hareketlenir. Bu sayede yabancı cisim, tehtid olarak görülen şey vücuttan uzaklaştırılır. Ancak dediğim gibi. Glutende bu strateji başarısız oluyor. Çünkü glüteni uzaklaştırmak için villusların etrafı iltihapla doluyor. Fakat gluten hassasiyeti olan kişi bunun farkında olmuyor ve tekrar glutenli yiyecek tüketiyor ve vücut villusların etrafını yine iltihapla kapatarak glüteni içeriye sokmamaya çalışıyor. Bu senaryo uzun bir zaman devam ederken sürekli enfeksiyona maruz kalan villuslar, enfeksiyon sebebiyle belli bir zaman sonra harabiyete uğruyorlar ve bağırsak yüzeyindeki villuslar ortadan kaybolup bağırsak düzleşmeye başlıyor. Bu düzleşmenin sonucu olarakta vücut için gerekli olan vitamin ve mineraller emilemiyor çünkü bağırsak artık düzleşmiş ve girinti çıkıntılar ortadan kalkmış durumda. Girinti çıkıntı olmadığından vitamin ve minerallerin tutanacağı bir yüzey kalmıyor ne yazık ki. Bunun sonucunda ise yukarıda belirttiğim semptomlar ortaya çıkıyor.
Çölyak Hastalığının Tedavisi Nasıl Olur?
Çölyak hastalığı hakkında birkaç küçük bilgi verdikten sonra ise tedavisi hakkında bilgi vereceğim. Öncelikle çölyak hastalığının genetik olabileceği sorusuna bilimsel olarak şöyle bir cevap vermek istiyorum. Genetik olduğu biraz soru işareti. Çünkü genetik olduğunu destekleyen ve desteklemeyen, tartışmaya sebep olan bir araştırma mevcut. Ama bana göre genetik bir hastalık olma ihtimali yüksek. Çölyak hastalığı tanısı alan bireylerin birinci derece akrabalarında çölyak hastalığı görülme ihtimali %10 kadar. Genel popülasyona baktığımızda ise çölyak prevalansı %0,5 ila %1 arasında bulunuyor.
Tedavi kısmına gelecek olursak ne yazık ki çölyak hastalığının şu anda kesin bir tedavisi bulunmuyor. Tek tedavi şekli diyet. Yani çölyak hastalığı tanısı alan bir birey ömrünün sonuna kadar gluten kısıtlı bir diyete tabi kalacak ve beslenmesinde glütene yer vermeyecek. Böyle bir beslenmede ortalama 1 hafta içinde bağırsak fonksiyonları eski haline geri dönüyor ve semptomlar ortadan kalkıyor. Çölyak hastalarının ne yiyeceğini ve yiyemeyeceğini bundan sonraki videomda anlatacağım. Ama dikkat etmesi gereken şeyleri söyleyeceksem şunu anlatmalıyım. Çölyak hastaları çapraz bulaşa, yani aslında glütensiz olan bir ürüne glüten temasına dikkat etmeliler. Çapraz bulaş olayına örnek olarak şunu verebilirim. Normalde yulafta glüten bulunmazken fabrikalarda paketleme veya üretim aşamasında diğer glutenli ürünlerin üretimdeki ekipmanlara temasından kaynaklı veya ekipmanların yeterince iyi temizlenememesinden dolayı yulafa glüten teması olabiliyor. Bu sebeple yulaf tüketmek kimi kurumda çölyak hastalarında bir soruna sebep olmazken kimi durumda da yukarıda belirttiğim semptompları gösterebiliyor. İşte bu durum çapraz bulaş için mükemmel bir örnek. Yulaf konusuna dönecek olursak, hala yulafın glüten içerdiğine veya içermediğine yönelik çalışmalar yayınlanıyor ve kesin bir netlik yok. Ama şunu söylemekte fayda var. Yulafta glüten olmadığına yönelik çalışmalar daha ağır basıyor. Diğer bir konu ise dışarıda, yani kafelerde ve restoran gibi işletmelerde yiyecek içecek tüketilirken güvenilir işletmeler tercih edilmeli. Çünkü çapraz bulaş burda da karşımıza çıkabiliyor.
İşte böyle. Çölyak ile alakalı teorik olarak anlatacaklarım şimdilik bunlar. Neler yenilip yenilmeyeceğini ise başka bir videoda anlatacağım. En azından şimdilik çölyak hastalığının ne olduğunu ve vücudumuzdaki hangi olaylardan dolayı meydana geldiğini biliyorsunuz.



Yorumlar
Yorum Gönder